– Doktorun Sorumluluğu (Yanlış Teşhis Ve Tedavi – Vekalet Sözleşmesi)
– Vekalet Sözleşmesi (Doktorun Sorumluluğu)
– Doktorun Hafif Kusuru
– Yanlış Teşhis Ve Tedavi

BK.321/1, 386, 390/11, 394/1

Yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle, doktordan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada:

Dava, davalının Vekalet Sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır.

Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur.

Doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.

Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni
göstermek, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin
kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır.

Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla
yükümlüdür.

Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. Özen göstermeyen bir
vekil, BK. 394/1. uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak
verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacılar, Almanya`da ikamet etmekte olup, Türkiye`de tatilde oldukları sırada çocukları Enes`in ağaçtan düşerek yaralanması üzerine
davalı doktorun özel muayenehanesine götürdüklerini, davalının, çocuğun sol kolunun çıkık olduğunu belirterek alçıya aldığını,
ağrıları devam eden çocuklarını, izin sürelerinin bitimi üzerine dönmüş oldukları Almanya`da, 30.8.2005 tarihinde tekrar doktora
götürdüklerini, yapılan muayene ve çekilen film sonunda Enes`in kolunda çıkık değil birden çok kırık olduğunun belirlendiğini,
31.8.2005 ve 26.9.2005 tarihlerinde iki kez ameliyat edildiğini, buna rağmen sağlığına kavuşamadığını, davalının yanlış teşhis ve
tedavisi nedeniyle maddi manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, Enes için 1.000,00.-
YTL. maddi, 20.000,00.- YTL. manevi, kendileri için ise ayrı ayrı 15.000,00.- YTL. manevi tazminatın 30.8.2005 tarihinden itibaren
yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, teşhis ve tedavide herhangi bir tıbbi hatanın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davalı doktorun olayda kusurunun olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor istenildiği, ancak verilen raporda
olayın meydana geldiği 19.8.2005 tarihinden önce ve sonra çekilmiş grafilerin istenildiği, ancak istenilen grafilerin çekilmemiş
olması nedeniyle temin edilip gönderilemediği, rapor alınamadığından davalının kusurunun olup olmadığının anlaşılamadığı belirtilerek
davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava, yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, 19.8.2005 tarihinde
yaralanması üzerine davalının özel muayenehanesine götürülen küçük Enes`e uygulanan tıbbi müdahale ve tedavide davalı doktorun
herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre davanın temelini Vekalet Sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalının Vekalet
Sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK.386.,390.md.)

Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden
sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK.390/11.) vekil, işçi gibi özenle
davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1.)

O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor,
hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek,
tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını
gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır.

Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla
yükümlüdür.

Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en
emin yolu tercih etmelidir.

Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. Özen göstermeyen bir
vekil, BK. 394/1. uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.

Somut olayda, davacıların, çocukları Enes`in ağaçtan düşerek kolundan yaralanması üzerine 19.8.2005 tarihinde, ortopedi ve
travmatoloji uzmanı davalının özel muayenehanesine götürdükleri, davalı doktorun, muayene sonrasında Enes`in kolunu alçıya aldığı,
Almanya`ya döndükten sonra da ağrıları devam eden hastanın, Saarland Üniversitesi Kliniğinde 31.8.2005 ve 26.9.2005 tarihlerinde iki
kez ameliyat edildiği anlaşılmakta olup,

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından, 26.5.2008 tarihinde verilen raporda,

“ameliyat öncesi ve sonrası grafilerin temin edilemediğinden rapor düzenlenemediği” belirtilmiş, mahkemece de bu nedenle davanın
ispat edilemediğinden bahisle reddine karar verilmiştir.

Oysaki dosyada Türkiye`de ve Almanya`da çekilen röntgen filmleri, Almanya`da Saarland Üniversitesi Kliniğinde düzenlenen tahliye ve
ameliyat raporları mevcut olup, dosyadaki tüm delillere göre inceleme ve değerlendirme yapılması ve sonucuna göre davalı doktorun
teşhis ve tedavide herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığına karar verilmesi zorunlu olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

O halde mahkemece, hastanın gerek davalı tarafından yapılan muayene ve tedavisine ilişkin, gerekse Almanya`da yapılan ameliyat ve
tedavilerine ilişkin tüm bilgiler, ameliyat ve tahliye raporları ile çekilen röntgen filmleri birlikte değerlendirilmek suretiyle
Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, ortopedi ve travmatoloji konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi
kurulundan, davacıya uygulanan teşhis ve tedavide davalı doktora atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini
açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalı doktorun az yukarda açıklanan ilke ve esaslara
göre kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.

Dosyadaki mevcut delillere göre değerlendirme yapılmadan ve bilirkişi görüşüne başvurulmadan, Adli Tıp Kurulundan rapor
alınamadığından bahisle, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.13.H.D. 28.9.2009 E.2009/4667 – K.2009/10460

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 7.5/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Y13HD 28.9.2009 E.2009/4667 – K.2009/10460, 7.5 out of 10 based on 2 ratings

One Response to “Y13HD 28.9.2009 E.2009/4667 – K.2009/10460”

Görüş Bırakın




Arama?

Site içinde arama yapmak için aşağıdaki formu kullanın:

Aradığınız sonuca ulaşamıyorsanız, lütfen bizimle irtibata geçiniz. Yorum bırakın sizinle irtibata geçelim.
www.kazancihukuk.com

+90212 296 87 52

Arşiv

Tüm girişler, son altı aylık...