Ana sayfa Yargı Kararları Akdi Tatil Ücreti – Seyyar Görev Tazminatı – Harcırah Bedeli

Akdi Tatil Ücreti – Seyyar Görev Tazminatı – Harcırah Bedeli

70
0

YHGK 20.06.2019 E.2018/617 – K.2019/739

AKDİ TATİL ÜCRETİ
DİRENME KARARINDA YENİ OLGU VE GEREKÇEYE DAYANILMASI
SEYYAR GÖREV TAZMİNATI
GİDİLEN YERLERİN MEMURİYET MAHALLİ İÇİNDE KALMASI
HARCIRAH BEDELİ ( Seyyar Görev Tazminatı – Toplu İş Sözleşmesi Uygulaması )
HARCIRAH KANUNU GENEL TEBLİĞİ

Davacı adına üyesi olduğu Tarım-İş Sendikası vekili tarafından, ödenmeyen seyyar görev tazminatının tahsili istemi ile açılan davada;

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık,
Somut olayda seyyar görev tazminatı bakımından mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmakta İSE DE:

Direnme adı altında verilen karar gerçekte daha önce Özel Dairece incelenip değerlendirilmeyen yeni olgu ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde görülerek,
verilen bu yeni hükmü temyizen incelenme görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğuna karar verilmiştir.

6245 Sa.Ka.3 – HUMK.429

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI

Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda

Ankara 21. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.07.2016 tarihli ve 2015/1293 E.-2016/465 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli ve 2016/32730 E.- 2017/2563 K. sayılı kararı ile;

“…Davacı,
Van İl Tarım Müdürlüğünde çalıştığını, 2014 yılı içerisinde bazı günlerde Seyyar Görevli olarak çalıştırıldığı halde Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi gereğince ödenmesi gereken Seyyar Görev tazminatının ödenmediğini, toplu iş sözleşmesi gereği zamlı ödenmesi gerekin hafta tatili, genel tatil ve akti tatil alacaklarının ödenmediğini belirterek anılan alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili,
Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesinde seyyar görev tazminatının Harcırah Kanunu ve Bütçe Kanunu gereğince ödeneceğinin belirtildiği, davacı mevzuat çerçevesinde görevlendirildiğinde seyyar görev tazminatı ödemesinin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece,
davacının görevinin 2014 yılı için vize alınan işçiler arasında yer aldığı, bakanlık tarafından seyyar görev puantaj cetvellerinin gönderildiği, ancak bu cetvellerde davacının hangi yerde görevlendirildiği ve görev yerinin memuriyet mahalli olup olmadığının yazmadığı, görevlendirmelerin seyyar görev tazminatına esas olabilecek nitelikte olmadığı belirtilerek anılan alacak kaleminin reddine, toplu iş sözleşmesi gereği zamlı ödenmesi gerekin hafta tatili, genel tatil ve akti tatil alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.

Karar, süresi içerisinde davacı … davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında davacının seyyar görev tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Talep Konusu dönemi kapsayan Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi; “İşçilerin yurt içi ve yurt dışı harcırahları konusunda 6245 sayılı Harcırah Kanunu, Bütçe Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Görev unvanları (pozisyonları) Maliye Bakanlığı`na seyyar görevli olarak vize ettirilen işçilere, uygulamanın yapıldığı her yıla ait Bütçe Kanunu hükümleri uyarınca seyyar görev tazminatı ödenir. Harcırah ve Seyyar görev tazminatları mutat ödemelerle birlikte ödenir.

İşyerine geçici görevle gelen işçilere imkanlar ölçüsünde yatacak yer temin edilir. Geçici görev yolluğuna hak kazanan işçiler, yeni işyerlerinde günlük normal çalışma sürelerinin dışında ek çalışma yaptıkları takdirde, normal günlük çalışma süreleri aşan kısımlar için bu toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ayrıca fazla mesai alırlar” düzenlemesini içermektedir.

11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6552 sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”un 89. maddesi ile değiştirilen
6245 sayılı Harcırah Kanunu`nun 3/g maddesi ise;
” Memuriyet mahalli: Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ise il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri ifade eder.”                            hükmünü içermektedir.

6360 sayılı Kanun ile tüm büyükşehir belediyelerinde belediye sınırının il mülki sınırı haline getirilmesi “memuriyet mahalli” tanımının uygulanmasında tereddütlere yol açtığından, uygulamada birliğin sağlanması için Maliye Bakanlığı tarafından 27.11.2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmi Gazete`de “Harcırah Kanunu Genel Tebliği” yayımlanmıştır.

Buna göre;
“Yapılan düzenleme ile büyükşehir belediyeleri dışında kalan belediyelerde eski uygulamanın devamı sağlanmış, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde görev yapan memur ve hizmetliler için yeni bir memuriyet mahalli tanımı yapılmıştır.
Söz konusu düzenleme ile büyükşehir belediyelerinde il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla;
1-Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler,
2-İlçe belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller,
3-Kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler, memuriyet mahalli olarak belirlenmiştir.
Böylece büyükşehir olan illerde; ilçe sınırları içinde ilçe belediye merkezi ile yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler memuriyet mahalli olarak kabul edilmiş, aynı ilçe sınırları içinde belediye merkezi ile yerleşim özellikleri itibarıyla bütünlük arz etmeyen yerler ise memuriyet mahalli dışı kabul edilerek harcırah ödenmesi imkanı getirilmiş, ayrıca ilçe belediyelerinin yerleşim yerlerinin birbirlerine yakınlaşması hatta birbirleri ile sınır oluşturacak şekilde iç içe girmesi nedeniyle ilçe sınırları dışına çıkmakla birlikte birinci fıkrada belirtilen yerler ile bütünlük arz eden ve aralarında yerleşim özellikleri bakımından ayrım bulunmayan yerler de memuriyet mahalli olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle; 30.03.2014 tarihinden sonra yapılan görevlendirmelere ilişkin olarak, idarelerce yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile bu yerlerin devamı niteliğinde olan yerlerin belirlenmesinde; yerleşim özellikleri bakımından konut, işyeri, meydan, okul, kamu binaları gibi resmi ve özel bütün yapıların topluca bulunduğu ve insanların yerleşmek amacıyla bir arada yaşadığı aralarında boşluk bulunmayan yerler ile bu bütünlüğün kesintisiz olarak devam ettiği yerlerin dikkate alınması ayrıca bu yerlerin dışında kalmakla birlikte kurumlarınca sağlanan servis araçları veya bu mahiyetteki taşıt araçları ile ulaşım sağlanan (her gün gidiş dönüş olmak üzere) yerlerin de memuriyet mahalli olarak belirlenmesi gerekmektedir.” düzenlemesini içermektedir.

Somut olayda,
davacı 2014 yılı Nisan ve Aralık ayları arasında Seyyar Görevli olarak çalıştırıldığı halde Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi gereğince ödenmesi gereken Seyyar Görev tazminatının ödenmediğini belirterek anılan alacağın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, Bakanlık tarafından seyyar görev puantaj cetvellerinin gönderildiği, ancak bu cetvellerde davacının hangi yerde görevlendirildiği ve görev yerinin memuriyet mahalli olup olmadığının yazmadığı, görevlendirmelerin seyyar görev tazminatına esas olabilecek nitelikte olmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya içeriğine göre, davacının talep konusu dönem içerisinde görevlendirildiği yerleri gösteren çizelgelerin gönderildiği ve davacının yaptığı görev unvanının 2014 yılı için seyyar görev tazminatı alabilecek işçiler arasında Maliye Bakanlığına vize ettirildiği anlaşılmaktadır. Davalı Bakanlık tarafından gönderilen yazıda, 6360 sayılı kanun gereğince Büyükşehir Belediyesi sınırları il mülki sınırı sayıldığından, davacıya seyyar görev tazminatı ödemesi yapılmadığı belirtilmiştir.

Bu durumda, 6360 sayılı Kanun sonrası memuriyet mahallinin belirlenmesinde ayrı düzenlemeler getirildiği gözetilerek 6552 sayılı torba Kanun ile değiştirilen Harçlar Kanunu`nun 3/g maddesi ve buna ilişkin çıkartılan genelgedeki düzenlemeler doğrultusunda ve gerekirse defterdarlıktan da sorularak davacının talep konusu dönem içerisinde görevlendirildiği yerlerin memuriyet mahalli olup olmadığı ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu düzenleme ve görevlendirmeler sebebi ile seyyar görev tazminatına hak kazanıp kazanmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3-Davacı … davalı arasındaki diğer sorun davacının hak kazandığı akti tatil ücretinin miktarı konusundadır.

Toplu İş Sözleşmesinin 31. maddesinin Cumartesi Çalışmalarında İşçilere Verilecek Ücret başlıkcı “C” alt bendinde ;
“Akdi tatil günü olan Cumartesi günü çalıştırılacak işçilere her bir saat fazla çalışmaları için verilecek ücret normal bir günlük çıplak yevmiyesinin saat başına düşen miktarının %75 yükseltilmesi suretiyle ödenir.”                düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosya içeriğine göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda cumartesi çalışmaları için toplu iş sözleşmesi gereği %75 zamlı ücret hesaplaması yapılmıştır. Dosyada yer alan bordolarda anılan günler için zamsız tahakkuk ettirilen ücretlerin ödenip ödenmediği konusunda banka kayıtları getirtilerek ödeme kanıtlanır ise yalnız zam oranının hüküm altına alınması için kararın bozulması gerekmiştir…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava,
işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı adına üyesi olduğu Tarım-İş Sendikası vekili,
müvekkilinin davalı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına (Bakanlık) bağlı Van İl Tarım Müdürlüğünde (Müdürlük) çalıştığını, işletmede uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinden (TİS) yararlandığını, TİS`in 27`nci maddesi uyarınca cumartesi gününün akdi tatil günü olduğunu, 31`inci maddesine göre, pazar günü ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılması halinde toplam üç yevmiye; cumartesi günü çalışmalarında ise her saat için normal saat ücretinin %75 arttırılarak karşılığının ödeneceğinin hükme bağlandığını, davacının iş yerinde cumartesi ve pazar günleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışma ücretlerinin ve ayrıca TİS`in 35`inci maddesine göre seyyar görev tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, sözü edilen alacakların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Bakanlık vekili,
işçilere haftalık kırk (40) saati aşan çalışmalarının karşılığının serbest zaman olarak kullandırıldığını, pazar ve resmi tatillerde çalışan işçilerin ise haftanın diğer günlerinde vardiya usulünde olduğu gibi izin verilerek dinlendirildiğini, bu nedenle fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekmediğini, öte yandan 15. Dönem TİS`in 35`inci maddesinde düzenlenen seyyar görev tazminatı ile ilgili 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve Bütçe Kanunu hükümlerine yollama yapıldığını, 6245 sayılı Kanun`un 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun ile değişik 3`üncü maddesinin (g) bendindeki hüküm ve bu hükmün uygulanması ile ilgili olarak yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün “Memuriyet mahalli” konulu 17.09.2014 tarihli ve 7985 sayılı Genelgesi kapsamında yapılan görevlendirmelerde işçilere seyyar görev tazminatı ödendiğini, bu nedenlerle davacının müvekkili Bakanlıktan hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece,
ispat yükü kendisinde olan davacının hafta ve genel tatil günleri ile akdi tatil günlerinde çalıştığını ispat ettiğinden somut olay ve hesap tekniğine uygun bilirkişi raporuna göre bu alacakların kabulüne karar verildiği, seyyar görev tazminatı bakımından isteklerin 2014 yılına ilişkin olduğu, bu konuda TİS`in 6245 sayılı Kanun`a atıf yaptığı, 2014 yılında seyyar görev tazminatı için vize alınan görevler arasında şoförlük hizmeti bulunduğu, bu nedenle seri halde açılan dosyalardan görevi şoförlük dışında personel özlük görevlisi, mücadele işçisi, satın alma görevlisi, muhasebe görevlisi ve evrakçı olanların istemlerinin bu nedenle; görevi şoförlük olanların taleplerinin ise sunulan puantajlarda hangi görevle görevlendirildiğinin, görev yerinin memuriyet mahalli içinde olup olmadığının yazılı olmaması nedeni ile reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Mahkemece önceki hükümde direnilmiştir.

Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık,
somut olayda seyyar görev tazminatı bakımından mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

I- Direnme hükmü yönünden;


Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesine geçilmeden önce,
mahkemece direnme adı altında verilen hükmün yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Özel Dairece mi yoksa Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

Bilindiği üzere, direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkemenin bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermesi, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemesi gerekir (6217 sayılı Kanun`un 30`uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429`uncu maddesi).

Mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozma kararında işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda,

Mahkemece ilk kararda 2014 yılında vize alınan işler arasında yaptıkları işin bulunmaması nedeni ile şoför olmayan davacıların seyyar görev tazminatı istemlerinin bu nedenle; şoför olan davacılar yönünden ise, puantaj cetvellerinde hangi yerde görevlendirildiği, bu görev yerinin memuriyet mahalli içinde olup olmadığının yazılı olmadığı, bu durumda bu cetvellerin 6245 sayılı Kanun`da belirtildiği şekilde seyyar görev tazminatına esas olabilecek nitelikte kabul edilemeyeceği gerekçesi ile seyyar görev tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş iken,
Kararın Özel Dairece bozulmasından sonra,
Mahkemece tensip tutanağının (3) numaralı bendinde somutlaştırma ilkesi gereğince davacıların 2014 yılı Nisan-Aralık ayları içerisinde görevlendirildiği yerlerin neresi olduğunun ve 27.11.2014 tarihli Harcırah Kanunu Genel Tebliğine göre Van Büyükşehir Belediyesi il mülki sınırları ve memuriyet mahalli olup olmadığının liste halinde bildirilmesi için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin bu ara kararı uyarınca hazırladığı bir listenin bulunmadığı, duruşmada bozmaya uyulmasını talep ettiği, davalı vekilinin ise aynı mahiyetteki Müdürlüğün 22.06.2017 tarihli ve 1560802 sayılı yazısını ekleyerek sunduğu 11.07.2017 havale tarihli dilekçesinde Tebliğe göre kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerlerin memuriyet mahalli olarak belirlendiğini, Müdürlüğün yazısında da adı geçen personellerin görevlendirilmelerinde görev mahalline ulaşımlarının il müdürlüğüne ait hizmet araçları ile sağlandığının bildirdiğini belirterek önceki hükümde direnilmesini ya da bu yönde yapılacak inceleme sonucu bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, sonuç olarak

Dosyada mevcut ve itiraz edilmeyen dava konusu seyyar görev tazminatına esas gidilen yerleri gösteren yazı ve taşıt görev emirlerinden davacıların anılan yerlere taşıt görev emirlerinde plakası da yazılı Kurum aracı ile gittikleri, aynı gün çalıştıkları iş yerine yine aynı Kurum aracı ile geri döndükleri, gittikleri yerlerin Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki merkeze bağlı köyler ile Van ili sınırlarındaki ilçeler olduğu, Van ili dışındaki hiç bir yere gidilmediğinin net olarak belli olduğu, böyle olunca seyyar görev tazminatına esas olarak davacıların gittikleri tüm yerlerin 6552 sayılı Kanun ile değiştirilen 6245 sayılı Harcırah Kanunun 3/g maddesinde tanımlanan memuriyet mahalli sınırları içinde kaldığı gibi, tüm bu yerlere Kurum aracı ile gidip, aynı gün çalıştıkları iş yerlerine yine Kurumun aracı ile geri döndüklerinden memuriyet mahalli sayıldığı, seri haldeki dosyalardan altı dosyanın davacısının kendi dava dilekçelerinde yazılı görevlerine göre dava konusu 2014 yılı için vize alınmayan işlerde çalıştıkları gibi, bunlar açısından da 6552 sayılı Kanun ile değişik 6245 sayılı Kanun`un 3/g ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde gittikleri yerlerin memuriyet mahalli içinde kaldığı belirtilerek uyuşmazlığın çözümü ve hüküm kurmaya yeterli tüm bilgi, belge ve kayıtlar dosya içinde mevcut olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilmesine karar verildiği görülmüştür.

Bu durumda direnme adı altında verilen karar gerçekte daha önce Özel Dairece incelenip değerlendirilmeyen yeni olgu ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğindedir.

Hal böyle olunca; verilen bu yeni hükmü temyizen incelenme görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.

Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

II- Akdi tatil ücretine ilişkin direnme hükmü yönünden;

Akdi tatil ücretinin davalıdan tahsiline ilişkin karar Özel Dairece bozulmuş, Mahkemece tüm davacıların akti tatil, diğer bir deyişle cumartesi günü çalışmalarından kaynaklı alacaklarında tüm dava dilekçelerindeki taleplerinin cumartesi günü 8 saat çalışması karşılığı %75 artırımlı ücretin ödenmediği şeklinde olduğu, hükme esas alınan tüm bilirkişi raporlarında davalı tarafından ibraz edilen, gün bazında düzenlenen puantaj kayıtlarına göre cumartesi çalışması olduğunda günlük 8 saat çalışmanın toplu iş sözleşmesine göre %75 zamlı tutardan hesaplandığı, davacıların dava dilekçelerinde cumartesi çalışmalarının zamsız olan kısmının da ödenmediğine ilişkin bir talebi bulunmadığı gibi, belirtilen şekilde hesaplama yapan bilirkişi raporuna karşı davacı tarafça raporun tebliğinden itibaren yasal süresinde herhangi bir itirazda da bulunulmadığı, mahkemenin taleple bağlı olup, talebin aşılmasının, dava dilekçesi ile talep edilmeyen bir miktar veya alacak hakkında karar verilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleri ile önceki hükümde direnilmiştir.

Direnme kararını öncelikle inceleyen Özel Daire gönderme kararında,

“…Dairemizce yapılan incelemede; öncelikle akti tatil ücreti alacağı talebi ile ilgili olarak direnme kararı, bozma gerekçesine göre uygun bulunmuş..” şeklindeki açıklama ile bu yöne ilişkin direnme kararının yerinde olduğu belirtilmiş ise de, bu hususta bir karar verilmeden dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

6217 sayılı Kanun`un 30`uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`na (HMK) eklenen Geçici 3`üncü madde gereğince uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429`uncu maddesinde herhangi bir istisna getirilmeden, direnme kararının temyiz edilmesi halinde temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Ancak 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun`un 40`ıncı maddesi gereğince 5521 sayılı Kanun`a eklenen Geçici 2`nci maddesi ile bu hükme bir istisna getirilmiş, Bölge Adliye Mahkemelerinin 5235 sayılı Kanunun Geçici 2`nci maddesi uyarınca Resmi Gazete`de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtay`ın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyasının, önce kararı veren daireye gönderileceği, direnme kararlarının daireler tarafından öncelikle inceleneceği, kararı veren dairenin, direnmeyi yerinde görmesi halinde kararı düzelteceği; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna ileteceği düzenlenmiştir.

Bununla birlikte 25/10/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 12.10.2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu`nun 10`uncu maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış ise de,

6100 sayılı HMK`ya 14.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun`un 45`inci maddesi ile eklenen Geçici 4`üncü maddesinin ile;
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay hukuk daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir.
(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan dosyalar, kararına direnilen daireye gönderilir.
(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan ve 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ilgili daire tarafından incelenen dosyalar, kararına direnilen daireye yeniden gönderilmez.
(4) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir”                yönünde düzenleme getirilmiştir.

Şu halde sözü edilen bu yasal düzenlemeler dikkate alınarak, Özel Dairece yerinde olduğu belirtilen akdi tatil ücretine ilişkin direnme kararı ile ilgili bir karar verilmek üzere Hukuk Genel Kuruluna gelen dosyanın bozma kararını veren daireye gönderilmesi gerekmektedir.

S O N U Ç: 1- Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

2- Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle akdi tatil ücreti ile ilgili direnme hükmü yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.06.2019 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

YHGK 20.06.2019 E.2018/617 – K.2019/739

Önceki makaleFiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma – Tedbir Nafakası
Sonraki makaleAdi Ortaklık Ve Kira Sözleşmesi İlişkisi Ortaklığın Niteliği

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.