Ana sayfa Yargı Kararları Y9HD 9.3.2009 E.2007/38733 – K.2009/6096

Y9HD 9.3.2009 E.2007/38733 – K.2009/6096

124
0

– Fazla Çalışma (İşverene Bağlı Olmaksızın Çalışan İşçi)

– İşverene Bağlı Olmaksızın Çalışan  İşçi (Fazla Mesai)

– Fazla Mesai Ücreti Alacağının Kanıtlanması

– Ara Dinlenme Süreleri (Fazla Çalışmanın Belirlenmesi)

 

İK.68

Somut olayda davalı işverenin ürünlerinin İzmir ilindeki eczane ve doktorlara satış ve tanıtımını yaparak satış temsilcisi olarak çalıştığı,  davalı işverenin İzmir`de ofisinin olmadığı çalışmalarını evinden yürüttüğü anlaşılmaktadır. Davacı tek başına yanında bir amiri veya işveren yetkilisi olmadan çalıştığı mesai saatlerini kendisi belirlediğinden fazla mesai yapma olanağı bulunmamaktadır. Böyle olunca fazla çalışma isteğinin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

DAVA ve KARAR:

Davacı, kıdem tazminatı, ücret ile fazla mesai ücretinin ödetilmesine  karar verilmesini istemiştir.

Yerel Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı  hususu taraflar arasında uyuşmazlık  konusudur.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi norm kuralı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bordroda fazla çalışma bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın  bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.  İşçiye bordro imzalatılmadığı halde,  fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da  ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

İşyerinde en  üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği  ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanılması olanaklı değildir. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan  işçiye aynı yerde görev  ve talimat veren bir yönetici ya da  şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün  ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla  çalışma  talep  hakkı doğar.

İş Sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık  ücrete dahil  olduğu yönünde kurallara sınırlı  olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yılda 90 gün  ve 270 saatle sınırlı  olarak söz konusu hükümlerin  geçerli  olduğunu  kabul etmektedir. O halde işçinin anılan sınırlamaların  ötesinde fazla  çalışmayı kanıtlaması durumunda fark  fazla çalışma  ücretinin ödenmesi  gerekir.

Fazla çalışmanın yazılı delil  ya da tanıkla ispatı  imkan dahilindedir.

İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanununun  68. maddesi  uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması  gerekir.

Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay, 9.H.D. 18.7.2008 gün 2007/25857 E. – 2008/20636 K., Yargıtay 9.H.D. 28.4.2005 gün 2004/24398 E. – 2005/14779 K. ve Yargıtay 9.H.D. 9.12.2004 gün 2004/11620 E. – 2004/27020 K.). Fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da, bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak  fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle  belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmazdır. Böyle olunca fazla çalışma ücretinden  bir indirim yapılması gerçek duruma uygun düşer.  Fazla çalışma  ücretinden  indirim, takdiri indirim  yerine, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davacı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım  için davalı yararına avukatlık  ücretine hükmedilmesi gerekir.

Ancak, fazla çalışmanın takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.

Somut olayda davalı işverenin ürünlerinin İzmir ilindeki eczane ve doktorlara satış ve tanıtımını yaparak satış temsilcisi olarak çalıştığı, davalı işverenin İzmir`de ofisinin olmadığı çalışmalarını evinden yürüttüğü anlaşılmaktadır. Davacı tek başına yanında bir amiri veya işveren yetkilisi olmadan çalıştığı mesai saatlerini kendisi belirlediğinden fazla mesai yapma olanağı bulunmamaktadır. Böyle olunca fazla çalışma isteğinin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Dairemizin 2008/14794 Esas – 2009/2432 sayılı Kararı da aynı doğrultudadır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.9.H.D. 9.3.2009 E.2007/38733 – K.2009/6096

Önceki makaleY9HD 18.3.2009 E.2007/38640 – K.2009/7340
Sonraki makaleY9HD 2.3.2009 E.2007/38396 – K.2009/5510

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.