Ana sayfa Yargı Kararları Y9HD 2.3.2009 E.2007/38423 – K.2009/5516

Y9HD 2.3.2009 E.2007/38423 – K.2009/5516

117
2

-Aylık Ücretin Tespiti (Ücret Miktarının Tespitinde Temel İlkeler)
-Emsal Ücret
-Fazla Mesai Ücreti Alacağı (Tatil Ücreti Talebinden Ayrılması)
-Gerekçe İle Hüküm Fıkrasının Çelişmesi
-Hüküm Fıkrası İle Gerekçenin Çelişmesi

HUMK.388 İK.8,32,37 BK.323

1- Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda bilirkişi raporunda davacının ücreti iddia edilen miktara ve S.S.K. Prim bordrosundaki miktara göre ayrı ayrı hesaplandığı halde mahkeme kararında hangi seçeneğe itibar edildiği yazılı değildir. Davacının alabileceği emsal ücret ilgili meslek kuruluşuna sorularak belirlenmeli bu ücretten alacakları hesaplanmalı, kararda da hangi ücretin esas alındığı açıkça belirtilmelidir.
2- Mahkeme kararının gerekçesinde fazla çalışma ücretinin reddine karar verildiği halde hüküm fıkrasında bu kez aynı alacak kabul edilmiştir. Bu durum H.U.M.K.`nun 388.maddesine aykırıdır. Öncelikle tek kalemde talep edilen tatil ve fazla mesai ücretinin ayrı ayrı belirlenmesi davacı vekilinden talep edilmeli ve fazla çalışmaya ilişkin miktarın hüküm fıkrasında da reddine karar verilmelidir.
3- Fazla çalışma alacağının reddine karar verilmesi durumunda davalı vekili için ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesi de hatalıdır.

DAVA ve KARAR:

Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin, tatil ve fazla mesai ücretinin ödetilmesine  karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Tekbaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ KARARI:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönemlere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı İş Kanununun 32. maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2. fıkrasına göre tespit olunmalıdır.  İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi,  meslek unvanı, yapılan işin niteliği,  iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde  ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.

4857 sayılı İş Kanununun  8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı  iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel  ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler,  işçinin  ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi  gerekir (Yargıtay 9.H.D. 23.9.2008 gün 2007/27217 E. – 2008/24515 K.).

Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması,  belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur.

Asıl sorun, yasal yükümlülüğe ve cezai yaptırıma rağmen 8. ve 37. madde hükümlerine aykırı şekilde belgelerin hiç verilmemesi noktasında ortaya çıkar. Kural olarak  ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir.  Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanununun  8 ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de gözardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, İş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir.  Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının  düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi  bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen  ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı  şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve  işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından  emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut olayda bilirkişi raporunda davacının ücreti iddia edilen miktara ve S.S.K. Prim bordrosundaki miktara göre ayrı ayrı hesaplandığı halde mahkeme kararında hangi seçeneğe itibar edildiği yazılı değildir. Davacının alabileceği emsal ücret ilgili meslek kuruluşuna sorularak belirlenmeli bu ücretten alacakları hesaplanmalı, kararda da hangi ücretin esas alındığı açıkça belirtilmelidir.

3- Mahkeme kararının gerekçesinde fazla çalışma ücretinin reddine karar verildiği halde hüküm fıkrasında bu kez aynı alacak kabul edilmiştir. Bu durum H.U.M.K.`nun 388.maddesine aykırıdır. Öncelikle tek kalemde talep edilen tatil ve fazla mesai ücretinin ayrı ayrı belirlenmesi davacı vekilinden talep edilmeli ve fazla çalışmaya ilişkin miktarın hüküm fıkrasında da reddine karar verilmelidir.

4- Fazla çalışma alacağının reddine karar verilmesi durumunda davalı vekili için ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesi de hatalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.

Y.9.H.D. 2.3.2009 E.2007/38423 – K.2009/5516

Önceki makaleY9HD 26.03.2009 E.2007/38321 – K.2009/8130
Sonraki makaleY19HD 2.11.2009 E.2009/6525 – K.2009/10005

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.