Ana sayfa Yargı Kararları Y4CD 21.1.2009 E.2008/13858 – K.2009/377

Y4CD 21.1.2009 E.2008/13858 – K.2009/377

104
0

– Hakaret (Suçun Sübutuyla İlgili Kanıtların Ve Mahkûmiyete Temel Alınan Eylemin Gösterilmemesi)
– Tehdit (Suçun Sübutuyla İlgili Kanıtların Ve Mahkûmiyete Temel Alınan Eylemin Gösterilmemesi)
– Suçun Sübutuyla İlgi Kanıtların Ve Suç Oluşturan Eylemin Gösterilmemesi
– Hükümde Suçun Sübutuyla İlgili Kanıtların Ve Mahkumiyete Temel Alınan Eylemin Gösterilmemesi
– İddianame (Hükmün Gerekçesinde Mahkumiyete Temel Alınan Eylemin Ve Suçun Sübutuyla İlgili Kanıtların Gösterilmemesi)
– Kanun Yararına Bozma (Hakimin Takdirine Müteallik)

82 An.141 5271 Sa.Ka.34,170,225,230,289,309 TCK.52,62,106,125

1. Kamu davasının açılması sırasında ve hükmün gerekçesinde mahkumiyete temel alınan eylemin gösterilmemesi ve suçun sübutuyla ilgili kanıtların da gösterilmemesi, yargılamanın temel ilkelerinin ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir.
2. Mahkeme, gerekçeli kararda sanığın gizli numara ile aradığı cep telefonu ile kendisini tanınmayacak hale koyarak yakınanı tehdit ettiğini ve tehdit eylemini birden fazla işlediğini belirterek hüküm kurmuş ise de,  sanığın tehdit oluşturan eyleminin ne olduğunu açıklamamıştır.
5271 sayılı CYY.`nin 225/1. maddesi uyarınca “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir”. Esasen, sanık iddianamede de sanığın tehdit eylemi ve unsurlarından söz edilmemiş, yalnızca tehdit suçunu işlediğinden bahisle, başka bir anlatımla fiil gösterilmeksizin, salt niteleme ile kamu davası açılmıştır.
Mahkemenin de aynen iddianame gibi, tehdit suçunu oluşturan maddi olayın ne olduğuna değinmeksizin, yakınanın iddialarından ve mesaj tutanağındaki sözlerden dolayı hüküm kurması isabetsizdir.
3.Kanun yararına bozma yasa yolu, yalnızca maddi hukuka ilişkin esaslı hukuki hataların olabileceği durumlarda kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu yasa yolunda inceleme nedenleri dar kapsamlı olup, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin ve bu kapsamda temel ceza miktarının saptanılmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi gibi hususların yalnızca olağan yasa yollarında denetlenebileceği ve yasa yararına bozma istemine konu oluşturmayacağı anlaşıldığından, HAKARET suçuna yönelik olarak tebliğnamede yer alan istek yerinde görülmemiş, karar sadece TEHDİT YÖNÜNDEN Kanun Yararına bozulmuştur.

DAVA ve KARAR:

Tehdit ve hakaret suçlarından Erhan`ın 5237 sayılı TCY.`nin 106/2-b, 43/1, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve aynı Yasa`nın 125/1, 62. maddeleri gereği 1.500.- YTL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin (Kozan Asliye ceza Mahkemesi)`nin 13.12.2007 tarihli ve 294/561 sayılı kararının  Adalet Bakanlığı`nca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın 25.6.2008 gün ve 131010 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede özetle; “1) Sanığın hangi eyleminin, ne şekilde tehdit suçunun unsurlarını taşıdığı denetime elverişli olacak şekilde gerekçeli kararda açıklanmayarak, bu suçtan mahkumiyet kararı verilmesinde,
2) Sanığın hakaret suçundan eyleminden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 125/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan para cezası seçilmek suretiyle 1.500.- Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılması şeklinde hüküm kurulmuş ise de; kararın gerekçe bölümünde olayın gelişimi nazara alınarak asgari hadden uzaklaşıldığına ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi, hüküm kısmında da cezanın teşdiden uygulandığına dair bir ifade bulunmaması karşısında, 5560 sayılı Kanun`un yürürlüğe girmesinden önceki haliyle para cezasının seçimi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 52/2. maddesi uyarınca 5 gün adli para cezası üzerinden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında, isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ KARARI:

1- Tehdit suçundan kurulan hükmün gerekçesi ve sübutuna yönelik yasa yararına bozma isteğinin incelenmesinde:
İddianameyle sanığın, numarasını gizlemek suretiyle cep telefonundan aradığı yakınana “tehdit içerici sözler sarf ettiği” ve ayrıca bir keresinde mesaj atarak “sen o … sun belli oldu, g .. .larından bir ses çıkmadı” şeklinde tehdit ve hakaret içerici söz sarf ettiği belirtilerek tehdit ve hakaret suçlarından dava açıldığı, sanığın aşamalarda; “cep telefonunun tanımadığı bir numara tarafından aranması nedeniyle, cevaben aradığında konuşan bayan tarafından terslendiğini, bu nedenle kendisinin de ters cevap verdiğini, daha sonra bu kişinin kardeşi olduğunu söyleyen bir şahsın telefon edip küfür ettiğini,  bu nedenle kendisinin iddianamede belirtilen mesajı gönderdiğini, hakaret ve tehdit etmediğini savunduğu, yakınan Türkan`ın da dilekçesi ve aşamalardaki ifadelerinde, sanığın birkaç kez telefonla arayıp rahatsız ettiğini, tehdit ettiğini ve son olarak mesaj gönderdiğini belirtip yakınmada bulunmuştur. Görgüye dayalı bilgisi olmayan tanık Ahmet, tehdit edildiğini kızının söylemesiyle öğrendiğini, ayrıca bir şahsın geceleyin gelip, arkadaşıyım diyerek oğlunu sorduğunu, sonra da plakasız bir otomobille gittiğini açıklamıştır.
Anayasa`nın 141, 5271 sayılı CYY.`nin 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, C.savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması ve Yargıtay`ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianamenin, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi eyleminin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu eylemin hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Bir mahkeme kararında, belirtilen öğelerin hiç veya yeterince bulundurulmaması, gerekçeden yoksunluk anlamına geleceğinden, bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin 6/1. maddesinde belirtildiği üzere, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği (Dr. Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, 2004, s. 308-316) gibi, CYY.`nin 289/1-g maddesi uyarınca mutlak bozma nedeni de kabul edilmiştir.
Mahkeme, gerekçeli kararda sanığın gizli numara ile aradığı cep telefonu ile kendisini tanınmayacak hale koyarak yakınanı tehdit ettiğini ve tehdit eylemini birden fazla işlediğini belirterek hüküm kurmuş ise de, sanığın tehdit oluşturan eyleminin ne olduğunu açıklamamıştır. 5271 sayılı CYY.`nin 225/1. maddesi uyarınca “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir”. Esasen, sanık iddianamede de sanığın tehdit eylemi ve unsurlarından söz edilmemiş, yalnızca tehdit suçunu işlediğinden bahisle, başka bir anlatımla fiil gösterilmeksizin, salt niteleme ile kamu davası açılmıştır. Mahkeme de aynen iddianame gibi, tehdit suçunu oluşturan maddi olayın ne olduğuna değinmeksizin, yakınanın iddialarından ve mesaj tutanağındaki sözlerden dolayı hüküm kurmuştur. Mesaj tutanağında yer alan “sen o … sun belli oldu, g …larından bir ses çıkmadı” sözleri ise, hakareti oluşturmakla birlikte, tehdit eylemi niteliğinde değildir. Diğer taraftan, dosyada sanığın tehdit içeren eylem veya eylemlerinin neler olduğunu açıklayan veya kanıtlayan başka bir delil de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler karşısında kamu davasının açılması sırasında ve hükmün gerekçesinde mahkumiyete temel alınan eylemin gösterilmemesi ve suçun sübutuyla ilgili kanıtların da gösterilmemesi karşısında, yargılamanın en temel öğeleriyle ilgili hususlardaki bu yasaya aykırılıklar dolayısıyla tebliğnamedeki istek yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CYY.`nin 309/4-d maddesi uyarınca tehdit suçuna ilişkin olarak Kozan Asliye Ceza Mahkemesi`nin 13.12.2007 tarihli ve 294/561 sayılı kararının  YASA YARARINA BOZULMASINA, kararda tehdit suçundan hükmedilen  2 yıl 1 ay hapis cezasının çektirilmemesine,

2- Hakaret suçundan dolayı hükmedilen adli para cezasına yönelik yasa yararına bozma isteğine gelince:

Dosyadan, sanığın hakaret suçu sabit görülerek 5237 sayılı TCY.`nin  125/1. maddesi uyarınca “takdiren” 90 gün  adli para cezasına hükmedilip, aynı Yasa`nın 62. maddesi uyarınca yapılan indirim ve 50. madde gereği bir gün 20.- YTL. üzerinden hesaplanmak suretiyle 1.500.- YTL. adli para cezasına hükmedildiği görülmektedir.

SONUÇ: 5271 sayılı CYY.`nin 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma yasa yolu, daha önce istinaf ve temyiz denetiminden geçmeyerek kesinleşen ve yargı otoritesini kazanan mahkeme kararları aleyhine tanınmış olağanüstü bir yasa yolu olup, başvuru nedenleri olarak yalnızca maddi hukuka ilişkin esaslı hukuki hataların olabileceği kabul edilmiş bulunmaktadır.  Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun 19.2.2008 tarihli ve 19/31 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bu yasa yolunda inceleme nedenleri dar kapsamlı olup, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin ve bu kapsamda temel ceza miktarının saptanılmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi gibi hususların yalnızca olağan yasa yollarında denetlenebileceği ve yasa yararına bozma istemine konu oluşturmayacağı anlaşıldığından, hakaret suçuna yönelik olarak tebliğnamede yer alan istek yerinde görülmeyerek, 5271 sayılı CYY.`nin 309. maddesine uygun bulunmayan YASA YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN  REDDİNE, oybirliği ile karar verildi.

Y.4.C.D. 21.1.2009 E.2008/13858 – K.2009/377

Önceki makaleY6CD 23.9.2008 E.2008/325 – K.2008/1599
Sonraki makaleY5CD 2.2.2009 E.2008/10801 – K.2009/695

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.