Ana sayfa Yargı Kararları YCGK 16.6.2009 E.2009/1-114 – K.2009/161

YCGK 16.6.2009 E.2009/1-114 – K.2009/161

115
0

– Lehe Yasanın Belirlenmesinde İlkeler (Hükmün Tesisine Ve İnfazına İlişkin Normlar)
– Hükmün Tesisine Ve İnfazına İlişkin Normlar (Lehe Yasa Belirlenmesinde)
– Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçu (Lehe Yasanın Belirlenmesinde)
– Yağma Suçu (Lehe Yasanın Belirlenmesinde)
– Silahlı Yağma Suçu (Lehe Yasanın Belirlenmesinde)

TCK.29, 35/2, 43/3, 53, 62, 81, 82/1-h, 149/1-a,d5252 Sa.Ka.9/3765 Sa.Ka.31, 33, 40, 51/1, 59/1-2, 62, 71,
80, 448, 450/8, 497/1

1. 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.2.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretideki
görüşler birlikte değerlendirildiğinde;

Lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine
karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını
gerektirmektedir.

Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar
birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

Bu değerlendirmede hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken düzenlemelerin aynı yasa kapsamında bulunup
bulunmadığına bakılmaksızın, sadece bir yasa değil bir müesseseyle ilgili düzenlemelerin yer aldığı yasalar
birlikte değerlendirilecektir.

2. Olayın Özelliğine göre:

Adam öldürmeye teşebbüs suçları açısından lehe yasa değerlendirilmesi yapıldığında, 765 sayılı Yasa hükümleri,
öldürmeye teşebbüs suçları yönünden hükümlü lehinedir.

Yağma suçu ile ilgili değerlendirmeye gelince, yağma suçu yönünden de 5237 sayılı TCY. hükümleri sanık
aleyhinedir.

Bu itibarla, sabit kabul edilen olaya, her iki yasanın ilgili tüm hükümlerini uygulayarak, sonuçlarını
karşılaştırmak suretiyle belirleyen Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetli olup, onanmasına karar verilmelidir.

DAVA ve KARAR:

Hükümlü`nün müşteki L….S….`yı ve katılan M….Ö….`i öldürmeye tam teşebbüs suçlarından 765 sayılı TCY.`nın
448., 62., 51/1. ve 59/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10`ar sene ağır hapis cezaları ile cezalandırılmasına,
Müteselsilen silahlı gasp suçundan 765 sayılı TCY.`nın 497/1., 80., 51/1. ve 59/2. maddeleri uyarınca 10 sene 11
ay 7 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, Ağır hapis cezalarının 765 sayılı TCY.`nın 71. maddesi
gereğince içtimaı ile sonuç olarak 30 sene 11 ay 7 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 765
sayılı TCY.`nın 40., 31. ve 33. maddelerinin uygulanmasına, ilişkin T….. Ağır Ceza Mahkemesince verilen
15.3.1985 gün ve 80-26 sayılı hüküm,

Yargıtay 1. Ceza Dairesince 4.6.1985 gün ve 1669-2516 sayı;

Sanığın mağdurlardan her birine karşı işlemiş olduğu gasp suçundan ayrı ayrı ceza tayini yerine TCY.`nın 80.
maddesi ile yetinilmesi ve öldürmeye teşebbüs suçlarının işlenmiş olan gasp suçundan faydalanmak kastına matuf
olduğu ve temel cezaların TCY.`nın 450/8. ve 62. maddeleri ile tespit edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve gasp
suçundan TCY.`nın 51. maddesinin uygulama olanağının mevcut olmadığı eleştirisi ile aleyhe temyiz bulunmadığından
bozma nedeni yapılmayıp onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

Hükümlünün hukuki durumunu yeni Yasalar kapsamında değerlendiren yerel mahkemece 26.9.2006 gün ve 80-26 sayı ile
hükümlünün eylemlerinin gasp suçundan faydalanmak kastına matuf nitelikli öldürmeye teşebbüs ve ayrı ayrı gasp
suçlarını oluşturduğu, 5237 sayılı TCY.`nın 82/1-h, 35., 29. ve 62. maddeleri uyarınca 2 kez 12 yıl 6`şar ay
hapis, yağma suçlarından ise 5237 sayılı TCY.`nın 149/1-a ve 62. maddeleri uyarınca 2 kez 10`ar yıl hapis cezası
verilmesi gerektiği, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin hükümlü aleyhine olduğu ve yeni yasada içtimaı düzenleyen bir
hüküm de bulunmaması nedeniyle 45 yıl hapis cezasıyla cezalandırılacağı gerekçeleriyle 5237 sayılı Yasa
hükümlerinin uygulanmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Hükümlü müdafii tarafından temyiz edilen hüküm, dosyayı inceleyen

Yargıtay 1. Ceza Dairesince; 27.9.2007 gün ve 5991-6935 sayı;

“1) Adam öldürmeye teşebbüs suçlarında; 5237 sayılı TCK.`nun 81., 35., 29., 62., 53. maddeleri uygulanıp,
sonucunun eski hükmün sonucu ile karşılaştırılması gerektiği gözetilmeden, kıyaslamanın 5237 sayılı TCK.`nun 82.,
35., 29., 62. maddeleri ile yapılması sonucu uyarlama isteğinin reddine karar verilmesi,

2) Yağma suçundan; 5237 sayılı TCK.`nun 149/1-a-d, 43, 29, 62, 53. maddeleri ile kurulacak hükmün sonucu ile 765
sayılı Kanun ile kurulmuş eski hükmün sonucunun karşılaştırılması suretiyle lehe olan hükmün belirlenmesi ve
uygulamanın ona göre yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi,” isabetsizliğinden
bozulmuştur.

Yerel Mahkemece 22.11.2007 gün ve 80-26 sayı;

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesinde,

“….lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların
birbirleri ile karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” düzenlemesinin yer aldığı, buna göre sanığın işlemiş
olduğu suçlar nedeniyle lehe olan yasanın belirlenmesinde olayla ilgili olan önceki ve sonraki kanunların ilgili
tüm hükümlerinin olaya uygulanması sonucu lehe yasanın belirleneceği, yeniden değerlendirme ve uyarlama yapılırken
kesinleşen ilk hükümdeki ceza uygulaması ve kanun maddelerinin uyarlama kararı veren mahkeme yönünden bağlayıcı
olamayacağı, sanığın sübuta eren mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCY.`nın 82/1-h,
35/2., 29. ve 62. maddelerinin, yağma suçundan ise 5237 sayılı TCY.`nın 149/1-a-d ve 62. maddelerinin mağdur
sayısınca uygulanması gerektiği, her iki suç yönünden de 5237 sayılı TCY.`nın hükümlü aleyhine olduğu, …”
gerekçeleriyle önceki hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istemli
25.12.2008 gün ve 226366 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel
Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:

Sanığın yanlarında çalıştığı şikayetçi ile katılan tarafından işten çıkartılması nedeniyle yaşamış olduğu
sıkıntılar neticesi olay günü üzerinde taşıdığı tabancayla, şikayetçi ve katılanın aynı anda 3000.- Lira
paralarını gasp ettiği, daha sonra her ikisine de öldürme kastıyla bir çok kez ateş ederek, katılan M…..`i
hayati tehlike geçirecek, 25 gün iş ve güçten kalacak, şikayetçi L….`yi ise hayati tehlike geçirecek, 45 gün iş
ve güçten kalacak şekilde yaraladığı, bu şekilde L….S…. ve M……Ö….`i öldürmeye teşebbüs ve yağma
suçlarını işlediği kabul edilerek, müşteki L…..S…`yı ve katılan M….Ö…`i öldürmeye tam teşebbüs suçundan
765 sayılı TCY.`nın 448., 62., 51/1. ve 59/2. maddeleri uyarınca, müteselsilen silahlı yağma suçundan ise 765
sayılı TCY.`nın 497/1., 80., 51/1. ve 59/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda,

Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, lehe yasanın belirlenmesine ilişkindir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun istikrar kazanmış kararlarında vurgulandığı üzere;

5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında
usul” başlıklı;

9/3. maddesinde;

“…(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan
sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir …” hükmüne yer verilmiş,

Anılan düzenlemenin kaynağını oluşturan 23.2.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise; “Suçun
işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması halinde, her iki yasanın
birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar
belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı” şeklinde lehe yasanın tespitinde başvurulacak yöntem
ilkelere bağlanmıştır.

Öğretide de özetle; uygulanma olanağı bulunan tüm yasaların leh ve aleyhteki hükümleri ile birlikte ayrı ayrı ele
alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılmasının gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç
veren yasanın belirlenip son hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür. (Ord. Prof. Dr. S. DÖNMEZER
– Prof. Dr. S. ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C.I, 11. Bası, sh.167 vd.; Ord. Prof. Dr. S. DÖNMEZER, Genel
Ceza Hukuku Dersleri, sh.64 vd.; Prof. Dr. M. E. ARTUK -Doç. Dr. A. GÖKÇEN – Arş. Gör. A. C. YENİDÜNYA, Ceza
Hukuku Genel Hükümler, C.I, sh.221 vd.)

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.2.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve öğretideki görüşler
birlikte değerlendirildiğinde; lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili
tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların
karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken
normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu
değerlendirmede hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken düzenlemelerin aynı yasa kapsamında bulunup
bulunmadığına bakılmaksızın, sadece bir yasa değil bir müesseseyle ilgili düzenlemelerin yer aldığı yasalar
birlikte değerlendirilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, hükümlünün sabit olan eylemi, işlenmiş olan yağma
suçundan faydalanmak amacıyla öldürmeye teşebbüs ve iki kişiye karşı silahlı yağmadır.

Bu husus, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 4.6.1985 gün ve 1669-2516 sayılı ilamında da açıkça belirtilmiştir. Yerel
Mahkemece kesinleşen hükümde eylemin basit adam öldürmeye teşebbüs olarak kabulü ile 765 sayılı Yasanın 448., 62.,
51/1. ve 59. maddeleri uyarınca hükümlünün cezalandırılmasına karar verilmiş olması da, varılan bu sonucu
değiştirmeyecektir.

Yağma suçu açısından ise uyuşmazlık konusu incelendiğinde, Yerel Mahkemece kesinleşen hükümde, hükümlünün tahrik
altında müteselsilen yağma suçunu işlediği kabul edilerek, 765 sayılı TCY.`nın 497/1., 51/1., 80. ve 59. maddeleri
uyarınca uygulama yapılmış olup, bu uygulama da, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin belirtilen kararında vurgulandığı
üzere, yağma suçunda tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı ve mağdur sayısınca yağma suçunun oluştuğu gözönüne
alındığında isabetsizdir. Hükmün bu şekilde kesinleşmiş olması da, lehe yasa uygulamasında hükümlü lehine bir
sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen
olaya her iki Yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle tayin edilecek sonuçlar karşılaştırılacaktır. Aksi
hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu
doğuracaktır.

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasa, önceden sabit kabul edilen olaya, her iki yasanın ilgili
bütün hükümlerinin uygulanarak, sonuçların karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinden, önceki hükümde sabit
kabul edilen olay, işlenmiş olan gasp suçundan faydalanmak amacıyla adam öldürmeye teşebbüs ve mağdur sayısınca
silahlı yağma suçları lehe yasa değerlendirilmesinde dikkate alınarak, karşılaştırma yapılmalıdır.

Adam öldürmeye teşebbüs suçları açısından lehe yasa değerlendirilmesi yapıldığında, sabit olan olaya
uygulanabilecek hükümler, 5237 sayılı TCY.`nın 82/1-h, 35., 29. ve 62. maddeleri olup, yerel mahkemenin takdiri de
gözetilerek bu maddeler uyarınca hükmedilecek ceza her bir adam öldürmeye teşebbüs suçu yönünden 12 yıl 6 ay hapis
cezası olacaktır. İlk hükümde adam öldürmeye teşebbüs suçundan hükmedilen ceza ise her bir eylem yönünden 10 yıl
hapis cezası olduğundan, 765 sayılı Yasa hükümleri, öldürmeye teşebbüs suçları yönünden hükümlü lehinedir.

Yağma suçu ile ilgili değerlendirmeye gelince, yağma suçunda tahrik hükümleri ile 5237 sayılı TCY.`nın 43/3.
maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağından, mağdur sayısınca, silahla gerçekleştirilen yağma
suçuna 5237 sayılı TCY.`nın uygulanabilecek hükümleri, 149/1-a-d ve 62. maddeleri olup, mahkemenin takdiri nazara
alınarak, bu suç nedeniyle hükmedilecek ceza mağdur sayısınca ayrı ayrı 10`ar yıl hapis cezası olacaktır, bu eylem
nedeniyle 765 sayılı TCY. hükümleri uyarınca hükmedilen toplam ceza 10 yıl 11 ay 7 gün hapis ceza olduğundan,
yağma suçu yönünden de 5237 sayılı TCY. hükümleri sanık aleyhinedir.

Bu itibarla, sabit kabul edilen olaya, her iki yasanın ilgili tüm hükümlerini uygulayarak, sonuçlarını
karşılaştırmak suretiyle belirleyen Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetli olup, onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Kurul Üyesi, “lehe yasanın Özel Daire ilamında belirtilen şekilde yapılması
gerektiği” görüşüyle, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi yönünde oy kullanmışlardır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,

1- T…. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 gün ve 80-26 sayılı direnme hükmünün,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere TEVDİİNE, oyçokluğu ile karar verildi.

Y.C.G.K. 16.6.2009 E.2009/1-114 – K.2009/161

Önceki makaleYHGK 5.5.2010 E.2010/14-234 – K.2010/248
Sonraki makaleY.C.G.K. 14.7.2009 E.2009/8-72 – K.2009/198

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.