Ana Sayfa Yargı Kararları Kilometresi Düşürülmüş Araç Satışından Kaynaklanan Zararın Tazmininde Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

Kilometresi Düşürülmüş Araç Satışından Kaynaklanan Zararın Tazmininde Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

8
0

Kilometresi Düşürülmüş Araç Satışından Kaynaklanan Zararın Tazmininde Görevli Mahkemenin Belirlenmesi

Araç kilometresinin düşürülmesi nedeniyle üçüncü kişiye ödenen tazminatın rücuen tahsili istemli davada, davalının tacir sıfatı taşımaması halinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı.

Araç Satış Sözleşmesi ve Gizli Ayıp Nedeniyle Ortaya Çıkan Zararın Tazmini Talebi

Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 130.000 TL bedelle satın aldığı hususi otomobili, kısa bir süre sonra üçüncü bir şahsa sattığını belirtmiştir. Araç üçüncü şahısta iken, yaklaşık iki yıl sonra yapılan incelemede aracın kilometresinin düşürülmüş olduğu tespit edilmiştir. Davacı, aracı sattığı üçüncü şahsın zararını karşılamak zorunda kaldığını, bu ayıbın kendisinden gizlendiğini ve kilometre düşürme işleminden haberdar olmadığını ifade etmiştir.

Davacı, ayıplı mal nedeniyle üçüncü kişiye ödemek zorunda kaldığı 141.667,99 TL tutarındaki maddi zararın, asıl satıcı olan davalıdan rücuen tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında, davalının kötü niyetli olduğu iddiasıyla icra inkar tazminatı da talep edilmiştir.

Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri Arasındaki Görev Uyuşmazlığı

Dava ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmıştır. Ancak mahkeme, uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Dosyanın gönderildiği Asliye Ticaret Mahkemesi ise uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgili olmadığını ve davanın ticari dava sayılamayacağını belirterek karşı görevsizlik kararı vermiştir. Ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için dosya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) tarafından incelenmiştir.

Ticari Dava Niteliğinin Belirlenmesi ve Tarafların Tacir Sıfatının Araştırılması

Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerini esas almıştır. TTK’nın 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya kanunda mutlak ticari dava olarak sayılması ya da her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması (nispi ticari dava) gerekmektedir.

Mahkemece yapılan araştırmada, davalının vergi dairesi kayıtları incelenmiş ve davalının “Potansiyel Mükellef” (Gelir getirici kazanç olmaksızın bazı işlemler için vergi numarası alan kişi) olduğu tespit edilmiştir. Bu kayıt, davalının faaliyetinin ticari nitelikte olmadığını ve davalının TTK anlamında tacir sayılamayacağını ortaya koymuştur.

Davalının Tacir Olmaması Sebebiyle Genel Görevli Mahkemenin Yargı Yeri Olarak Tayini

BAM, davacının tacir olmasına rağmen davalının tacir sıfatına sahip olmaması nedeniyle, davanın nispi ticari dava niteliği taşımadığına hükmetmiştir. Ayrıca uyuşmazlık, TTK’da sayılan mutlak ticari davalar arasında da yer almamaktadır. Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde genel hükümlerin uygulanması ve davanın genel görevli mahkemede görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesi, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi‘nde görülmesi gerektiğine karar vererek, dosyanın ilgili mahkemeye iadesine hükmetmiştir.

KARAR KÜNYESİ
BAM HUKUK DAİRELERİ 15.01.2026 E.2025/3053 – K.2026/60

Önceki İçerikOnline Hızlı Teslimat Sektöründe Marka Bilinirliği ve Tecavüzün Önlenmesi Davası

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.