Yargıtaydan uyuşturucu madde bulundurma suçlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında peş peşe verilen HAGB kararlarının yasal sınırlarını belirleyerek, denetim süresi başlamadan işlenen suçlarda yeniden HAGB verilebileceğine hükmetti.
Uyuşturucu madde bulundurma suçunda kanun yararına bozma talebi
Adalet Bakanlığı, sanık hakkında farklı tarihlerde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin yerel mahkeme kararlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan tebliğnamede, sanık hakkında daha önce verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı varken, yeni bir suç için tekrar HAGB kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca, birleştirilen bir başka dosyada verilen düşme kararının da usule aykırı olduğu belirtilmiştir.
Denetim süresi başlamadan işlenen suçlarda ikinci kez HAGB verilebilir
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” kuralını detaylıca incelemiştir. Kararda, HAGB kararının kesinleşmesiyle başlayan 5 yıllık denetim süresi vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın ikinci suçunu, ilk HAGB kararı kesinleşmeden, yani denetim süresi henüz başlamadan önce işlediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, kanunun öngördüğü 5 yıllık izleme süresi ihlal edilmediğinden, yerel mahkemenin ikinci suç için de HAGB kararı vermesi kanuna uygun bulunmuş ve bu yöndeki kanun yararına bozma talebi reddedilmiştir.
Hatalı gerekçeyle verilen davanın düşmesi kararı hukuka aykırı bulundu
İncelemeye konu diğer yerel mahkeme kararında ise, sanığın 2021 yılında işlediği eylem nedeniyle açılan davanın, başka bir mahkemenin verdiği “durma” kararının ihlali sayılması önemli bir usul hatası olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, bu birleşen dosyada yargılamaya devam edilerek sanığın hukuki durumunun esastan belirlenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Mahkemenin, delilleri değerlendirip yargılamaya devam etmek yerine doğrudan kovuşturma şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermesi kanuna aykırı bulunmuştur.
Yargıtay ilamının aleyhe sonuç doğurmama ilkesi çerçevesindeki neticesi
Yargıtay, usul hataları içeren düşme kararını kanun yararına bozarken, Ceza Muhakemesi Kanunu gereği sanık lehine verilmiş ve esası çözen kararların bozulmasının yeniden yargılama gerektirmeyeceğini hatırlatmıştır. Bu bozma kararı, aleyhe sonuç doğurmamak üzere verilmiş olup, davanın esasına yönelik hukuka aykırılıklar tespit edilerek emsal bir içtihat oluşturulmuştur.








