Yargıtay Biyogüvenlik Kanunu ihlallerinde Tarım ve Orman Bakanlığının taraf ehliyetini değerlendirdi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’na muhalefet suçlarında Tarım ve Orman Bakanlığının doğrudan zarar gören sıfatına sahip olmadığına hükmederek kurumun temyiz talebini oy çokluğuyla reddetmiştir. Karara düşülen muhalefet şerhi ise ceza hukukunda soyut tehlike suçları ve kurumların müdahilliği tartışmalarını alevlendirmiştir.
Yargıtay çoğunluk kararı ve doğrudan zarar şartının sağlanmaması
Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve 5977 sayılı Kanun’a muhalefet iddiasıyla açılan davada sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu kararın ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi de istinaf başvurusunu karara bağlamıştır. Dosyanın Yargıtay 7. Ceza Dairesine ulaşmasıyla yapılan ön incelemede kritik bir usul sorunu tartışılmıştır. Daire çoğunluğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 237/1. ve 260/1. maddeleri uyarınca, Tarım ve Orman Bakanlığının suçtan doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığına karar vermiştir. Bu nedenle Bakanlık vekilinin temyiz istemi oy çokluğuyla reddedilmiş ve dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.
Biyogüvenlik suçları ve kanundaki hukuki niteliği
Muhalefet şerhinde detaylandırılan yasal çerçeveye göre, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu 2010 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanunun temel amacı; insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevreyi ve biyolojik çeşitliliği Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) ve ürünlerinin olası zararlarından korumaktır. Bu kapsamdaki eylemler, modern ceza hukukunda “soyut tehlike suçu” olarak sınıflandırılmaktadır. Yani suçun oluşması için somut bir zararın veya kimsenin hastalanmasının gerçekleşmesi gerekmez; salt GDO’lu ürünlerin izinsiz ithali, üretimi veya çevreye salınması gibi eylemler, yarattıkları ağırlıklı risk potansiyeli nedeniyle ağır hapis ve adli para cezaları ile yaptırıma bağlanmıştır.
Muhalefet şerhi kapsamında Bakanlığın genişletilmiş müdahillik hakkı
Karara katılmayan üyeler tarafından kaleme alınan kapsamlı karşı oy yazısında, Bakanlığın davaya katılma hakkının geniş yorumlanması gerektiği savunulmuştur. Karşı görüşün temel argümanları şunlardır:
Lafzi yorum farklılığı: CMK 237. maddesinde “suçtan doğrudan zarar gören” değil, sadece “suçtan zarar gören” ibaresi kullanılmıştır. Bu kavram, hak arama hürriyeti kapsamında geniş yorumlanmalıdır.
Soyut tehlike suçlarının doğası: Biyogüvenlik suçları, toplumu ve çevreyi doğrudan tehdit eden soyut tehlike suçlarıdır. Bu alanda en geniş denetim ve gözetim yetkisine sahip olan Tarım ve Orman Bakanlığının, zarar tehlikesi gerçekleştiğinde zımnen zarar gördüğü kabul edilmelidir.
Bakanlığın yasal yükümlülükleri: 5977 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler, Bakanlığa GDO ve ürünlerini izleme, denetleme, ürünleri toplatma veya imha etme gibi çok geniş kamusal yetki ve sorumluluklar yüklemiştir. Bu görevlerin ihlali durumunda kurumun hukuki ve cezai sorumluluğu doğmaktadır.
Maddi gerçeğe ulaşma amacı: Yüksek teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren biyogüvenlik gibi konularda, ilgili uzman idarenin davaya katılarak delil sunması, adil yargılanma ve silahların eşitliği prensibi gereği maddi gerçeğin aydınlatılması için zorunludur.








