2924 Sayılı Kanun Kapsamında Satın Alınan Taşınmazların Tescili ve Yargıtay’ın Eksik İnceleme Bozma Kararı
Yargıtay, 2924 sayılı Kanun kapsamında bedeli ödenerek satın alınan ancak tescil edilmeyen taşınmazlara ilişkin davada, kazanılmış hakların korunması ve hak sahipliğinin tespiti konusundaki eksik inceleme nedeniyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
2924 Sayılı Kanun Kapsamında Yapılan Satış ve Tescil Talebi
Davacılar, Antalya ili sınırları içerisindeki 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bir taşınmazın zilyedi olduklarını belirtmişlerdir. 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Hak Sahipleri Tespit Komisyonu tarafından hak sahibi olarak belirlendiklerini ve paylarına düşen rayiç bedelleri ödediklerini iddia etmişlerdir. Ancak, Tapu Müdürlüğüne yazı yazılmasına rağmen tescil işleminin gerçekleşmemesi üzerine, tapu kaydının iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Yargı Yolunun Belirlenmesi ve Görevli Mahkeme
Dava sürecinde, uyuşmazlığın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı görülmesi gerektiği hususu tartışılmıştır. Yargıtay, tapu kayıtlarında değişiklik meydana getirecek ve mülkiyet kazanılması sonucunu doğuracak davalarda adli yargının görevli olduğunu vurgulamıştır. Davanın, bedeli ödenen taşınmazın tescil edilmemesinden kaynaklanan bir “ferağa icbar” niteliğinde olduğu ve mülkiyetin kazanılmasına yönelik sonuç doğuracağı gözetilerek, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı (Asliye Hukuk Mahkemesi) olduğu belirtilmiştir.
Hak Sahipliği ve Kimlik Bilgilerindeki Karışıklığın Giderilmesi
Yargıtay incelemesinde, dosya kapsamındaki belgelerde isim benzerliğinden kaynaklı bir karışıklık tespit edilmiştir. Defterdarlık kayıtlarında 1969 doğumlu bir şahsa ait evraklar bulunurken, davacının 1953 doğumlu olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, mahkemenin öncelikle bu kimlik karmaşasını gidererek, davacının gerçek hak sahibi olup olmadığının denetlemesi gerektiğine işaret etmiştir.
Kazanılmış Hakların Korunması ve 6292 Sayılı Kanun’un Etkisi
Yerel mahkeme, davacıların 6292 sayılı Kanun uyarınca iade hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermişse de Yargıtay bu gerekçeyi yeterli bulmamıştır. Kararda şu hususların araştırılması istenmiştir:
- Davacılar veya onlardan devralan kişiler tarafından daha önce açılmış başka bir dava olup olmadığı,
- 1998 yılında yapılan komisyon çalışmaları ve tüm belgelerin ilgili kurumlardan getirtilmesi,
- 2924 sayılı Kanun uyarınca hak sahipliğinin ve satış işleminin kesin olarak saptanması,
- Bedelin, Anayasa Mahkemesi’nin 4706 sayılı Kanun’un 3. maddesini iptal ettiği karardan önce ödenip ödenmediğinin kontrol edilmesi.
Yargıtay, ödemenin iptal kararından önce yapılmış olması halinde, işlemin o tarihteki mevzuata göre geçerli sayılacağını ve kazanılmış hak teşkil edeceğini belirtmiştir. Ayrıca, 6292 sayılı Kanun’un 14/2. maddesi uyarınca, mali yükümlülüklerini yerine getiren kişilerin haklarının korunarak işlemlerin sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Eksik İnceleme Nedeniyle Bozma Kararı
Yargıtay, tescil işleminin idari nedenlerle tamamlanmamış olmasının, kanuna uygun yapılan önceki işlemlerin geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Mahkemenin, davacıların hak sahibi olup olmadıklarını ve 3. kişilere devredilmeyen payları tespit ederek sonucuna göre karar vermesi gerekirken, eksik araştırma ile davanın reddine karar vermesi hukuka aykırı bulunmuş ve karar bozulmuştur.








