Online Hızlı Teslimat Sektöründe Marka Bilinirliği ve Tecavüzün Önlenmesi Davası
Mobil uygulama üzerinden perakende satış yapan tanınmış markanın taklit edilmesi suretiyle oluşan marka hakkına tecavüzün tespiti ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin istinaf incelemesi sonucu.
Tanınmış Marka İddiası ve Haksız Rekabet Eylemlerinin Varlığı
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2015 yılından bu yana kurye aracılığıyla perakende ürün satışı gerçekleştirdiğini ve bu alanda “dünyada bir ilk” olarak 7/24 hizmet sunduğunu belirtmiştir. Şirketin kısa sürede büyük bir büyüme kaydettiği, uluslararası arenada (Amsterdam, Berlin, Paris, Amerika vb.) faaliyet gösterdiği ve önemli yabancı yatırımcılardan fon sağladığı vurgulanmıştır. Davacı, sahip olduğu markanın yüksek bir kullanıcı kitlesine ulaştığını ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tüm sınıflar açısından tescilli olduğunu ifade etmiştir.
Dava konusu olayda, davalıların internet sitesi, sosyal medya hesapları ve mobil uygulamalar aracılığıyla davacının tescilli markasını ve ticari faaliyetlerini taklit ettiği iddia edilmiştir. Davacı, davalıların kullandığı ibarelerin ve görsellerin, müvekkilinin ayırt edici nitelik kazanan markasıyla karıştırılmaya müsait olduğunu, bu durumun Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında marka hakkına tecavüz ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, söz konusu ihlallerin durdurulmasını ve dijital platformlara erişimin engellenmesini talep etmiştir.
Markanın Ayırt Ediciliği ve Jenerik İsim Savunması
Davalı taraf, savunmasında kullanılan ibarenin sektörde yaygın olarak kullanılan, bir ürünün taşınması anlamına gelen jenerik bir kelime olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini iddia etmiştir. Davalılar, kendi logolarında farklı renk tonları ve motifler (örneğin yaprak motifi) kullandıklarını, davacının markasının ise farklı yazı tipi ve renge sahip olduğunu, dolayısıyla görsel bir benzerlik bulunmadığını savunmuştur.
Ayrıca davalı vekili, davacı markasının SMK 6/4 maddesi kapsamında tanınmış marka statüsünde olmadığını, pandemi döneminde online siparişlerin yaygınlaşmasıyla benzer ibareli pek çok marka başvurusu yapıldığını ve “zayıf marka” niteliğindeki bu ibarenin davacının tekeline bırakılamayacağını öne sürerek davanın reddini istemiştir.
İstinaf Mahkemesinin Tanınmışlık Tespiti ve Erişim Engeli Kararı
Dosyayı inceleyen İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiştir. Kararda, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilerek, ilgili internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına ve mobil uygulama mağazalarındaki (Play Store, App Store) hesaplara erişimin engellenmesine, ayrıca araç ve mağaza giydirmelerinin sökülmesine hükmedilmiştir.
Karara yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmuştur. İstinaf incelemesinde, davacı markasının özellikle 35. sınıf (online mağazacılık) ve 39. sınıf (kurye ve taşıma hizmetleri) nezdinde tanınmış marka olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, davalıların markasal kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde iltibas (karışıklık) yaratacağını belirterek, markanın zayıf olmadığına kanaat getirmiş ve davalıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.








