– Mirasın Reddi
– Mirasın Reddine Karine (Murisin Aciz İçinde Bulunması)
– Mirasın Hükmi Reddi (Murisin Aciz İçinde Bulunması)

TMK.599,605/1-2, 610/2743 Sa.Ka.545

Haksız eylem nedeniyle rücuan tazminat istemine ilişkin davada:

Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yolu ile de ileri sürebilir.

Somut olayda, mirasçılar def’i yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu davada mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde, mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

Mirasbırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir. Yani mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir.

Yerel Mahkemenin “Davalıların mirasbırakanının, ölüm tarihinde ödemeden aciz içinde olduğu ve mirasın hükmen red edildiği ve mirası red eden mirasçı davalıların mirasbırakanın borcundan dolayı sorumlu olmadıklarının kabulü gerekir.” gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği kararda usul ve yasalara aykırılık bulunmamaktadır.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “rücuan tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Bakırköy Asliye Dokuzuncu Hukuk Mahkemesi`nce davanın reddine dair verilen 25.5.2005 gün ve 2004/92 E. – 2005/185 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi`nin 17.11.2006 gün ve 2005/13100 E. – 2006/12449 K. sayılı ilamı;

(…Dava, haksız eylem nedeniyle rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Davalıların mirasbırakanı polis memurunu öldürdükten sonra cezaevinde intihar etmiştir.

Mirasçı davalıların yasada öngörülen süre içerisinde mirası reddederek buna ilişkin karar örneğini dosyaya sunmadıkları anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davalılarca mirasın reddedildiği ve terekenin borca batık olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Mirasın reddine ilişkin yasal hükümlerin burada uygulanamayacağı gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın, açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Dava rücuan tazminat isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, İstanbul Emniyet Müdürlüğü`nde görevli polis memurunun davalıların oğlu Yaşar tarafından silahlı saldırıya uğradığını ve sonrasında vefat ettiğini, davalıların oğlu Yaşar`ın ise intihar ettiğini, ölen polis memurunun hastane giderlerinin 4.355.040.000.- TL. olduğunu ve müteveffa polis memurunun mirasçılarına 32.585.000.000.- TL. tazminat ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 32.585.000.000.- TL.`nin 31.12.2003 tarihinden itibaren, 4.355.040.000.- TL.`nin ise 22.11.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalılara oğullarından intikal eden malvarlığı bulunmadığını, aczi tüm çevre tarafından bilinirken öldüğünü, MK.`nın 605/2. maddesinde açıkça belirtildiği gibi ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise mirasın reddedilmiş sayılacağını, mirasçıların aynca bir irade açıklamasına gerek bulunmadığını, davalıların mirası hükmen red etmiş olmaları nedeniyle mirasbırakanın borcunun tazminine yönelik davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.

Yerel Mahkemece; “Davalıların mirasbırakanının, ölüm tarihinde ödemeden aciz içinde olduğu ve mirasın hükmen red edildiği ve mirası red eden mirasçı davalıların mirasbırakanın borcundan dolayı sorumlu olmadıklarının kabulü gerekir.” gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar. Özel Daire`ce yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, mirasın reddine ilişkin yasal hükümlerin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 605. maddesi “B. Ret; 1. Ret beyanı; 1. Ret hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir.

Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir.

Kayıtsız, şartsız red (hakiki red) olup, bu davada uygulama dışındadır.

İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir.

Bu hüküm bir karinedir. Konumuzu veyadan önceki cümle ilgilendirmektedir.

Türk Kanunu Medenisi`nin 545. maddesinin sadeleştirilmiş şekli aynen kaleme alınmıştır.

Birçok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak İsimlendirilmektedir.

Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçılann tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir.

Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK.m.599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir.

Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Türk Medeni Kanunu`nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.

Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu defi yolu ile de ileri sürebilir.

Somut olayda, mirasçılar def’i yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu davada mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde, mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumun teyidi yönünden, mahkeme duruşma safahatında; Tapu Sicil Müdürlüğü`ne, SSK. İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü`ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü`ne, Emekli Sandığı`na müzekkereler yazmış, aldığı cevaplarla mirasbırakanın hiçbir taşınmazının bulunmadığı, vergi mükellefi olmadığı, SSK. ve Emekli Sandığı`ndan maaş almadığı belirlenmiştir. Ayrıca; Emniyet Müdürlüğümden alınan cevabı yazıda da, mirasbırakanın ölmeden önce boşta gezdiği, işinin olmadığı, üzerine kayıtlı malvarlığının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dinlenen şahit de bu durumu teyit etmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi, mirasbırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir. Yani mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir.

Bu görüşümüzü; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 14.3.1984 gün ve 1982/2-66 Esas – 1984/239 sayılı Kararı ile, 14.3.2001 tarih ve 2001/2-220 Esas – 240 sayılı Kararları da doğrulamaktadır.

Yukarıda açıklanan ve tüm dosya muhteviyatına uygun olan gerekçeler karşısında usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.

Y.H.G.K. 16.4.2008 E.2008/4-332 – K.2008/336

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)

One Response to “YHGK 16.4.2008 E.2008/4-332 – K.2008/336”

Görüş Bırakın




Arama?

Site içinde arama yapmak için aşağıdaki formu kullanın:

Aradığınız sonuca ulaşamıyorsanız, lütfen bizimle irtibata geçiniz. Yorum bırakın sizinle irtibata geçelim.
www.kazancihukuk.com

+90212 296 87 52

Arşiv

Tüm girişler, son altı aylık...