Ana sayfa Yargı Kararları Y10CD 8.7.2011 E.2011/13888 – K.2011/15137

Y10CD 8.7.2011 E.2011/13888 – K.2011/15137

395
1

– Karşılıksız Çek (Hükümden Sonra Lehe Kanun – Uyarlama Yargılaması Talebi)
– Uyarlama Yargılaması (Karşılıksız Çek Suçunda Hükümden Sonra Lehe Kanun)
– Çekin Keşide Tarihinden Önce İbraz Edilmesi

3167 Sa.Ka.165237 Sa.Ka.2, 75941 Sa.Ka.3/8, 5/1, Geç.1/5TTK.707

5941 sayılı Kanun hükümlerine göre; çek, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ibraz edilmiş ise, ibraz geçersizdir.

Üzerinde yazılı keşide tarihine göre yasal ibraz süresi içinde yeniden ibraz edilmemiş ve ibraz süresi de geçmiş olan çekler yönünden 5941 sayılı Çek Kanunu`nun 5. maddesinde düzenlenen suçun unsuru oluşmaz.

Hükümlünün 7.3.2011 tarihli dilekçesinin, sonradan yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu gereğince uyarlama talebi niteliğinde olduğu ve buna rağmen Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesi`nce taahhütname verilmediği gerekçesiyle “infazın durdurulması talebinin reddine” karar verildiği gözetilmeden, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi`nce hükümlü tarafından yapılan “itirazın kabulü” yerine “itirazın reddine” karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebinde ileri sürülen düşünce yerindedir.

DAVA ve KARAR:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın, karşılıksız çek keşide etme suçundan hükümlü İbrahim Y…. hakkındaki kesinleşmiş hükmün infazı aşamasında TARSUS Ağır Ceza Mahkemesi`nce verilen itirazın reddine ilişkin 28.3.2011 tarihli ve 2011/961 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulması isteğini içeren 7.7.2011 tarihli yazısı ile ekindeki dosya incelendi:

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ KARARI:

Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanık İbrahim Y…. hakkında, Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesi`nce 25.11.2009 tarihinde 2009/19 Esas ve 2009/546 Karar sayı ile 3167 sayılı Kanun`un 16/1-3. maddesi uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği, infaz aşamasında hükümlünün lehe hükümler uygulanarak eski hükmün iptali ile infazın durdurulması yönündeki talebi üzerine, aynı Mahkeme tarafından 10.3.2011 tarihinde,

“Sanık hakkında 25.11.2009 tarih 2009/546 karar sayılı hükmün yasa ve usule uygun şekilde kesinleştiği ve ardından 12.2.2010 tarihli ek karar ile taahhütname verilmediğinden infazın durdurulmasına yer olmadığına dair karar verilerek usulünce kesinleştiği anlaşılmakla sanık İbrahim Yiğit`in infazın durdurulması içerikli talebinin reddine” karar verildiği, hükümlünün bu karara itirazı üzerine Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi`nce 28.3.2011 tarihinde 2011/961 değişik iş sayı;

“Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.3.2011 tarih ve 2009/19 E. – 2009/546 K. sayılı ek kararına sanık İbrahim Yiğit tarafından yapılan itirazın reddine” karar verildiği anlaşılmıştır.

Kanun yararına bozma talebinde, «Hükümlünün keşide ettiği 15.12.2009, 15.11.2009, 15.10.2009, 15.9.2009, 15.8.2009, 15.7.2009, 15.6.2009, 15.5.2009, 15.4.2009, 15.3.2009, 15.2.2009, 15.1.2009, 15.12.2008 keşide tarihli suça konu çeklerin 19.11.2008 tarihinde ibraz edilmesi ve hükümden sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”u yürürlükten kaldıran 5942 sayılı Çek Kanunu`nun 5/1., Geçici 1/5. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 2. ve 7. maddeleri uyarınca, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresinden önce ibrazı nedeniyle atılı suçtan 5941 sayılı Kanun uyarınca sanığın beraatine ve infazın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve infazın devamına ilişkin kararlara yönelik yapılan itirazın Tarsus Ağır Ceza Mahkemesince kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir» denilerek,

Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi`nin 28.3.2011 tarihli kararının bozulması istenmiştir.

20.12.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılarak, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiştir.

5941 sayılı Kanun`un 5. maddesinde

“çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu” düzenlenmiş ve bu suçun oluşması için, çekin “üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibraz edilmesi” bir unsur olarak öngörülmüştür.

Aynı Kanunun 3. maddesinin 8. fıkrasında,

“Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.” hükmü yer almaktadır.

5941 sayılı Kanun`un geçici 1. maddesinde ise;

” 31.12.2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” denilmiştir.

Bu hükümlere göre; çek, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ibraz edilmiş ise, ibraz geçersizdir.

Üzerinde yazılı keşide tarihine göre yasal ibraz süresi içinde yeniden ibraz edilmemiş ve ibraz süresi de geçmiş olan çekler yönünden 5941 sayılı Çek Kanunu`nun 5. maddesinde düzenlenen suçun unsuru oluşmaz.

Somut olayda, 15.12.2008, 15.1.2009, 15.2.2009, 15.3.2009, 15.4.2009, 15.5.2009, 15.6.2009, 15.7.2009, 15.8.2009, 15.9.2009, 15.10.2009, 15.11.2009, 15.12.2009 keşide tarihli suç konusu çeklerin, bu tarihlerden önce 19.11.2008 tarihinde bankaya ibraz edildiği, üzerlerinde yazılı keşide tarihinden sonra ve yasal süre içinde yeniden ibraz edilmediği ve bu nedenle 5941 sayılı Kanun`un 5. maddesinde düzenlenen “çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme” suçunun yasal unsurunun oluşmadığı anlaşılmaktadır.

Hükümlünün 7.3.2011 tarihli dilekçesinin, sonradan yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu gereğince uyarlama talebi niteliğinde olduğu ve buna rağmen Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesi`nce taahhütname verilmediği gerekçesiyle “infazın durdurulması talebinin reddine” karar verildiği gözetilmeden, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi`nce hükümlü tarafından yapılan “itirazın kabulü” yerine “itirazın reddine” karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;

SONUÇ: Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi`nin 28.3.2011 tarihli ve 2011/961 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, aynı Kanun`un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na gönderilmesine, Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 25.11.2009 tarihli 2009/19 Esas ve 2009/546 Karar sayılı hükmünün İNFAZININ DURDURULMASINA, hükümlü bu suç nedeniyle cezaevine alınmış ise SALIVERİLMESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na yazı yazılmasına, oybirliği ile karar verildi.

Y.10.C.D. 8.7.2011 E.2011/13888 – K.2011/15137

Önceki makaleYCGK 1.2.2011 E.2010/5-244 – K.2011/14
Sonraki makaleYHGK 5.5.2010 E.2010/2-228 – K.2010/254

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.